Tiyatronun da siyasetten farkı yok...!
Neyi bölüşemiyorsunuz ve neyin peşindesiniz......???

Hakan Temur
- 05399460052Adamın kapısının önünden arabası çalınır. Ne var ki, aradan geçen iki gün sonra ne görsün, arabası geri gelmiş. Tabi arabası geri geldi diye sevinir adam. Bir şey eksik mi diye aracı kontrol ettiğinde, ön koltukta bir notu fark eder. Aracı aldığı yere bırakan hırsız notta şunları yazmış; “Özür dilerim, arabanızı çaldım ama buna mecbur kalmıştım. Karım o sırada doğum yapacaktı ve başka çarem yoktu. Bu yaptığımın çok yanlış olduğunun farkındayım ve bir şekilde telafi etmek istiyorum. Yarın tiyatroya eşiniz ve sizin için 2 bilet aldım. Hatamı telafi etmek için ben de orada olacağım. Bu durumu nasıl karşılayacağınızı bilemiyorum....
Ancak kendimi bir şekilde affettirmek istiyorum..!”
Arabası çalınan adam notu okuduğu zaman çok duygulanır,
durumu eşine anlatır ve tiyatroya gitmeye karar verirler.
Çünkü nazik hırsızın jestini geri çevirmek olmaz....!
Tiyatroya giderler, ama araçlarını çalan hırsız tiyatroda yoktur.
Ama tiyatrodaki oyunu çok beğenirler. Hallerinden memnun şekilde eve dönerler, bir de ne görsünler, kapı açık.
Tabi çok şaşırırlar. Evleri soyulmuştur.
Ve duvarda bir not;
“Abi, tiyatro nasıldı?”
Tiyatronun da siyasetten farkı yok...!
Oyunu yazan senaristler belli,
yönetmen belli, başrol oyuncuları belli, figüranlar da hazır....
Aslında her gün bir oyun sergileniyor,
her gün bir oyun izliyoruz. Bırakın dışarıyı,
ben içeriden söz ediyorum,
memleketimden, her tarafı tarih kokan kentimden.
Bizde yazılan ve sergilenen oyunun içinde herşey var,
kandırma, yalan-dolan, adam alıp adam satma,
gülerken arkadan hançerleme, egoları yüksek tutup başkalarına burun kıvırma, sesi çıkanı linç etmeye kalkışma…!
Seyirciyi pek düşünen, kale alan yok...!
Yok ama;seyirci oyun içindeki oyunların farkında.
Bırakın şu sen-ben tartışmasını-kavgasını...
Kentimize zarar veriyorsunuz.
Bu ne hırs, bu ne yüksek ego patlaması,
bu ne akıl almaz güç zehirlenmesi....